AyetSûreler

A'râf Sûresi 46. Âyet

Mekke · Cüz 8 · Sayfa 156

وَبَيۡنَهُمَا حِجَابࣱۚ وَعَلَى ٱلۡأَعۡرَافِ رِجَالࣱ يَعۡرِفُونَ كُلَّۢا بِسِيمَىٰهُمۡۚ وَنَادَوۡاْ أَصۡحَٰبَ ٱلۡجَنَّةِ أَن سَلَٰمٌ عَلَيۡكُمۡۚ لَمۡ يَدۡخُلُوهَا وَهُمۡ يَطۡمَعُونَ ۝٤٦

Cennetliklerle cehennemlikler arasında bir perde vardır. A’raf üzerinde de, her iki taraftakileri simalarından tanıyan kişiler vardır. Bunlar cennetliklere: "selâm olsun size" diye seslenirler. Bunlar henüz cennete girmemiş, fakat girmeyi arzu eden kimselerdir

Elmalılı Hamdi Yazır meali

Elmalılı Tefsiri

وَبَيْنَهُمَا حِجَابٌ Cennet ile Cehennem beyninde bir hıcab وَعَلَى الْاَعْرَافِ رِجَالٌ ve A’rafta bir takım rical vardır.- Bu hıcab sûrei Hadidde «فَضُرِبَ بَيْنَهُمْ بِسُورٍ لَهُ بَابٌ بَاطِنُهُ فٖيهِ الرَّحْمَةُ وَظَاهِرُهُ مِنْ قِبَلِهِ الْعَذَابُ» kavli ilâhîsinde mezkûr olan sûrdur. A’RAF, «arf» in cem’idir. Arf ise her hangi bir mürtefı’ yer demektir ki bu münasebetle atın yelesine, horozun ibiğine «arf» denilmiştir. Binaenaleyh A’raf kavli meşhure göre Cennet ile Cehennem arasındaki hıcabın, surun mürtefı’ tepeleri demek olur. İbni Abbastan sıratın şerefeleri diye bir kavil de merviydir. Fakat Haseni Basrî Hazretleri demiştir ki A’raf ma’rifettendir. Ve ma’nâ «Ehli Cennet ile ehli Nârı sîymalarından tanımak üzere bir takım rical vardır» demektir. Kendisine bu rical «hasenat ve seyyiatları müsavi gelmiş bir taifei muvahhidîndir ki Cennet ile ehli Nârı tanımak ve birbirinden temyiz etmek üzere ta’yin buyurduğu bir kavmdir. Vallahi bilmem belki ba’zısı şimdi beraberimizdedir.» Hâsılı A’raf üzerindeki ricalin tefsirinde başlıca iki kavil vardır. Birincisi Ebu Huzeyfe ve saireden merviy olduğu üzere bunlar amelde kusur etmiş ve mizanda hasenat ve seyyinatları müsavi gelmiş bir taifei muvahhidîndir ki Cennet ve Cehennem arasında bir müddet kalırlar. Sonra Allah tealâ haklarında bir huküm verir. İkincisi bunlar Enbiya, şühedâ, ahyar, ulemâ, veya rical suretinde görünür Melâike gibi dereceleri yüksek bir takım zevattır denilmiş ki evvelkine göre لَمْ يَدْخُلُوهَا وَهُمْ يَطْمَعُونَ – kayidleri nidâ eden eshabı A’rafın halini beyandır. Ya’ni eshabı Cennet, Cennete girmiş, bunlâr girmemişlerdir. Fakat tama’ ve ümid ederler. Onlara gıbta ederler de selâm ve selâmet size derler. İkinciye göre ise, o sırada eshabı Cennetin halidir, Ya’ni ehli Cennetin henüz Cennete girmemiş ve girmek ümidinde bulunmuş oldukları sırada da dır ki eshabı A’raf onları selâmetle tebşir ederler.