AyetSûreler

A'râf Sûresi 29. Âyet

Mekke · Cüz 8 · Sayfa 153

قُلۡ أَمَرَ رَبِّي بِٱلۡقِسۡطِۖ وَأَقِيمُواْ وُجُوهَكُمۡ عِندَ كُلِّ مَسۡجِدࣲ وَٱدۡعُوهُ مُخۡلِصِينَ لَهُ ٱلدِّينَۚ كَمَا بَدَأَكُمۡ تَعُودُونَ ۝٢٩

De ki: "Rabbim bana adaleti emretti. Her mescidde yüzünüzü O’na doğrultun ve dini yalnız kendisine has kılarak O’na yalvarın. İlkin sizi yarattığı gibi yine O’na döneceksiniz

Elmalılı Hamdi Yazır meali

Elmalılı Tefsiri

قُلْ de ki اَمَرَ رَبّٖى بِالْقِسْطِ rabbım kıst-u i’tidali emretti, ya’ni ifrat-u tefrıtten sakınıb i’tidal ve muvazene ile hareket ediniz وَاَقٖيمُوا وُجُوهَكُمْ عِنْدَ كُلِّ مَسْجِدٍ ve her mescid yanında vücuhünüzü ikame eyleyiniz. Ya’ni her secde her zaman veya mekânında, her nâmaz veya nâmazgâhta yüzlerinizi dosdoğru ona, onun kıblesine dikerek ıbadetine teveccüh ediniz. Nâmaz vaktı nerede irişirse orada kılınız. Ve hepinizin yüzü bir nesakta Allaha müteveccih olarak sırf Allah için kılınız, kalblerinizde eseri şirk, yüzlerinizde eseri ihtilâf-ü i’vicac bulunmıyarak muntazamen kılınız وَادْعُوهُ مُخْلِصٖينَ لَهُ الدّٖينَ ve Allah için dininizde muhlıs olarak, Allaha dua ediniz çünkü كَمَا بَدَاَكُمْ تَعُودُونَ o size nasıl başl adı ise yine öyle döneceksiniz -ya’ni Allah tealâ siz insanları ibtida halk-u inşa edib Dünyaya getirdiği gibi yine öyle iade edecek, Âhırete gideceksiniz. Şüphe yok ki iade, ibtidadan esheldir, Bir kerre olanın yine olabileceğinde şüpheye mahal yoktur, Bunun için yine olabileceğinde şüpheye mahal yoktur, Bunun için tabiat da’vasına tutulub da Âhıreti inkâr edenler, evvel emirde tabiat kanunlarının başı bulunan «olan yine olur» kanununu düşünmeli ve ibdaya kadir olan Allahın iadeye evleviyyetle kadir olduğunu anlıyarak meada inanmalıdırlar. Binaenaleyh saniyen bilmelidir ki bu Dünyaya çırçıplak gelib az çok türlü türlü giyimler bulan insanların hepsi akıbet bu Dünya libasından soyunub yine geldikleri gibi çırçıplak olarak dönüb gidecekler ve amellerinin cezasını bulacaklardır. Salisen şunu hiç unutmamalıdır ki bu geliş gidişte, bu bed’-ü avdette tecelli eden bütün hukm-ü kudret münhasıren Allahın olduğunda aslâ şekk-ü şüphe yoktur. Analar, babalar, hısımlar, akribalar, eşler, dostlar, efendiler, beğler, hâkimler, hukümdarlar, devletler, milletler, İnsler, Cinler, hâsılı bütün mahlûkat bir yere gelseler kendi kendilerine bir ferdin ne bidayeten ihyasına kadir olabilirler, ne nihayeten iadesine. «İnsanı insan yapar» diye nice müddeıyler «اَنَا اُحْيٖ وَاُمِيتُ» diyen nice Nümrudlar gelmiş geçmiştir ki bütün arzu ve iddialarına rağmen ne bir çocuk yapabilmiş, ne de kendisini öldürmeğe gelen hasmının canını alabilmiştir. Binâenaleyh mebde’ ve meadda hâkim münhasıren Allah olduğu için her gün her lâhza ister istemez o meada doğru yürümekte olan ortadaki insan da dininde Allah için muhlıs olmalı ve ancak Allaha dua edib yalvarmalı ve bütün ıhlâs-u samimiyyetle ona yalvarıb ona çağırmalıdır. Başladığınız gibi döneceksiniz öyle ki