AyetSûreler

A'râf Sûresi 182. Âyet

Mekke · Cüz 9 · Sayfa 174

وَٱلَّذِينَ كَذَّبُواْ بِـَٔايَٰتِنَا سَنَسۡتَدۡرِجُهُم مِّنۡ حَيۡثُ لَا يَعۡلَمُونَ ۝١٨٢

Âyetlerimizi inkâr edenlere gelince, biz onları, bilemiyecekleri yönlerden derece derece düşüşe yuvarlayacağız

Elmalılı Hamdi Yazır meali

Elmalılı Tefsiri

سَنَسْتَدْرِجُهُمْ مِنْ حَيْثُ لَا يَعْلَمُونَ O mükezziblere bilmiyecekleri bir cihetten istidrac yaparız. -İSTİDRAC, aslında derece derece çıkarmak veya indirmek demek olub bundan bir kimseyi arzusuna göre bir noktaya kadar tedricen götürüb haberi olmıyarak felâkete atmak ma’nâsında müteâref olmuştur ki o kimse onu menafi’ine muvafık bir terakkı zanneder, hakıkatte ise o, onun için uçuruma sürüklenmek olur. Allah tealânın istidrac yapması da alettevali bir kimseye hakkında hayırlı olmıyan ni’metler verib onun da bunu lûtuf ve tuttuğu yolun kendisi için iyi olduğuna zâhib olarak gurur ile tuğyanını artırması ve nihayet bütün bir inkisarı hayal ile en acı ve en feci’ bir surette kelimei azâbın tehakkuk edivermesidir ki bu en şedîd bir azâb olur, zâhiren lûtuf, bâtınen bir kahrolmak ı’tibariyle buna bir keyd tesmiye buyurulmuştur. Bu bir âcizin yaptığı ma’nâ ile bir keyd değil, kadiri mutlakın teşdidi azâb için lûtuf yüzünden yaptığı bir kahir ve muahazedir. Görülüyor ki bu istidracda bir icbarı ma’nevî vardır. Fakat tekzibe müteferrı’ ve onun bir cezası olan ya’ni abdin bir fi’li ıhtiyarîsine müterettib bulunan ve ömrün bir noktasından başlıyan bir cebr olduğundan esas ı’tibariyle cebri mutlak değildir.