AyetSûreler

A'râf Sûresi 103. Âyet

Mekke · Cüz 9 · Sayfa 163

ثُمَّ بَعَثۡنَا مِنۢ بَعۡدِهِم مُّوسَىٰ بِـَٔايَٰتِنَآ إِلَىٰ فِرۡعَوۡنَ وَمَلَإِيْهِۦ فَظَلَمُواْ بِهَاۖ فَٱنظُرۡ كَيۡفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلۡمُفۡسِدِينَ ۝١٠٣

Sonra onların arkasından Musa’yı mucizelerimizle Firavun’a ve topluluğuna gönderdik. Tuttular o mucizeleri inkâr ettiler. Ettiler de bak, o bozguncuların âkıbetleri nasıl oldu

Elmalılı Hamdi Yazır meali

Elmalılı Tefsiri

اِلٰى فِرْعَوْنَ وَمَلَائِهٖ – «ملا» kelimesi yukarıdan beri görüldüğü üzere Kur’anın pek çok varid olan ve ulûmı siyasiye ve ictimaıye ıslâhatı noktai nazarından şayanı dikkat bulunan bir kelimedir. Ekseriya müfessirîn bunu vücuh ve eşraf ma’nasiyle tefsir ederler. Fakat maksad vücud ve eşrafın ferdiyyetleri haysiyyeti olmayıb bir cem’iyyetleri haysiyyeti olduğu ve zaten vecahet ve şerefin ictimaî bir ma’nâ ifade ettiği nazardan kaçırılm amak lâzım gelir. Kamusun beyanına göre cebel vezninde mele’ şu ma’nâlara gelir:

1- Teşavür: Ya’ni birbiriyle müşavere,

2- Eşraf ve ılye: Ya’ni bir kavmin eşraf ve kibarı vücuh-ü a’yanı, ileri gelen yüksek takımı ki halkın gözünü doldururlar. 3- Cemaat.

4- Tama’ ve zann.

5- Kavmi zuşare ya’ni hüsni hey’et ve vecahet sahıbi kavim. Hey’et.

6- Tecemmu’.

7- Hulk ya’ni huy اه. Ragıb de Müfredatında şöyle demiştir: Mele’ Bir re’iy üzerine ictima’ edib revnak ve manzarası gözleri, kıymet ve behası gönülleri dolduran cemaat demektir ki bir çok âyatta varid olmuştur. Bir de mele’ -daha umumî olmak üzereh üsn-ü cemal ile memlû halka demir ilh... Bundan anlaşılır ki biri ehass biri ea’mm olan bu iki ma’nâ melein başlıca ma’nâsı olub diğerleri bunlara müteferri’dir. Esasında dolgunluk mefhumunu mutezammın olan bu kelime, ictima’, müşavere, hüsni hey’et, şeref-ü vecahet reiy ve emel mefhumlariyle de küllî cüz’î alâkası i’tibariyle mütenevvi’ ma’nâlara ıtlak edilmiştir ki hepsini muhtevi olan en mühimmi Ragıbın beyan ettiği birinci ma’nâdır. Görülüyor ki bu ma’nâ zamanımızda frenklerin «sosyete» ta’bir ettikleri cem’iyyet ma’nâsıdır ki bunda bir maksad üzere ictima’ ve bir de hüsni intizam ve kıymet en esaslı mefhumu teşkil eder, meselâ bir kabina, bir parlemento, bir ordu ve her hangi bir cemaatin hey’eti ictimaiyyesi erkânını teşkil eden eshabı reiy ve şuurunun manzarai ittifakı hep bir mele’ teşkil ederler. Ve vücuh-ü eşrafa mele’ ıtlak edilmesi de bu haysiyyetledir. Yoksa vücuh ve eşrafın yekdiğeriyle tenazu’lerini ifade eden müteferrık ve münferid haysıyyetleri «mele’» ta’birinin masadakından haricdir. Ve binaenaleyh âyetin ma’nâsı; «sonra da Musâyı âyât ve alâmetlerimizi hamil olarak Fir’avne ve onun etrafında toplanıb halkın gözünü dolduran müdebdeb cem’iyyetine Resul gönderdik» demek olur. Gerçi diğer bir âyette «اِلٰى فِرْعَوْنَ وَقَوْمِهٖ» buyurulduğuna göre Hazreti Musâ Fir’avne ve bütün kavmine meb’us idi. Fakat burada bilhassa şu nükte gösterilmiştir ki kavmi Fir’avnin mütebakisi onun etrafında toplanmış olan cemi’yyeti mahsusaya tâbi’ olduklarından başkaca bir hukmü haiz değil idiler. Firavn ve cemi’yyeti onların hepsini temsil ediyordu. Hazreti Musâ «باياتنا» kaydinin işaret ettiği bir çok mu’cizat ile evvel emirde bunlara gönderildi فَظَلَمُوا بِهَا onlar da o âyetlere zulmettiler, ya’ni Musânın sıdkı risaletine alâmet ve bürhan olan o açık mu’cizelerin hakkını vermediler, delâlâti kat’iyyesini tekzib ve inkâr ederek küfürettiler hakkı kabul etmeyib fesadlar yaptılar فَانْظُرْ كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الْمُفْسِدٖينَ imdi bak o müfsidlerin akıbeti nasıl oldu?- Bervehçi âtî kıssalarıni dikkatle oku hallerine bak da ıbret al: