AyetSûreler

Alak Sûresi 10. Âyet

Mekke · Cüz 30 · Sayfa 597

عَبۡدًا إِذَا صَلَّىٰٓ ۝١٠

Namaz kıldığı zaman, bir kulu engelleyeni gördün mü

Elmalılı Hamdi Yazır meali

Elmalılı Tefsiri

الَّذٖى يَنْهٰى عَبْدًا اِذَا صَلّٰى o nehy eden azgına, bir kulu namaz kıldığında -nemaz kılan bir kulu bilhassa namaz kıldığı sıra nehy etmek ne büyük cür’et ne büyük azgınlıktır!. İşte bu, o nehyi, kendini müstağnî gördüğünden dolayı yapıyor. Kıraetten bahs olunurken namaza geçilmesi onda kıraetin bir rükn olması ve namazın bütün ıbadetlere esas ve dînin direği bulunması hasebiyledir. Ve bu gösterir ki bu âyetlerin nüzulü namazın teşriınden sonradır.- İbni Atıyyenin beyanına göre burada namaz kılan bir abidden murad Resulullah, nehy eden de Ebu Cehil olduğunda müfessirîn ıhtilâf etmemişlerdir. Ahmed, Müslim, nese’î ve daha başkalarının Ebu Hüreyreden rivayetlerinde: Ebu Cehil Resulullahı namaz kılarken görürse muhakkak boynunu çiğneyip yüzünü sürteceğine dâir Lât-ü uzzâya yemîm etmiş, sonra da Resulullah namaz kılarken dediğini yapmak için varmış, fakat birdenbire arkasına dönmüş elleriyle korunarak çekilmiş, ne oldu sana denildiğinde, onunla benim aramda ateşten bir handak, bir hevl ve bir takım kanadlar var demiş, Resulullah da bana yaklaşaydı Melâike onu parça parça ederlerdi «لَوْ دَنَى مِنِّى اِخْتَطَفَتْهُ الْمَلَائِكَةُ عُضْوًا عُضْوًا» buyurmuş. Allah teâlâ da «كَلَّآ اِنَّ الْاِنْسَانَ» ilâ âhirissûre inzal buyurmuştur. Tirmizînin rivayetinde de Peygamber namaz kılarken ebu Cehil ben seni bundan nehy etmedimmi? Ben seni bundan nehy etmedimmi? Ben seni bundan nehy etmedimmi diyerek varmıştır. Ümeyye ibni halef Selmani namazdan nehy ederdi diye Hasenden merviy olan rivayet sahih olamaz. Çünkü Selmanın islâmı hicretten sonra Medînede olduğunda hılâf bulunmadığı gibi Sûrenin Mekkî olduğunda hılâf bulunmadığı gibi Sûrenin Mekkî olduğunda da hılâf yoktur. Eğer Selmandan başka Bilâl ve saire gibi diğer biri hakkında vaki’ ise âyetin hükmü âmm olduğu için ona ve emsaline de şamil olacağında şübhe yoktur. Ebu Hayyanın nakline göre Tebrîzî demişki: burada salâttan murad öğle namazıdır, denilmişki bu islâmda ilk kılınan cema’attir. Ebu Bekir, Ali ve sabikundan bir cema’at beraberdi, bunlar namaz kılarlarken Ebu Talib oğlu Ca’ferle beraber uğramıştı, ona haydi amucanın oğlunun cenahında sende kıl dedi ve kendisi mesruren gitti. Ve Ebu Tâlib şu beyitleri söylüyordu: ان عليا و جعفرًا ثقتى عند ملم الزمان والكرب واللّه لا اخذل النبى ولا يخذله من يكون من حسبى لا تخذلا و انصرا ابن عمكما اخى لامى من بينهم وابى Resulullah da bununla ferahlanmıştı. اه. Âlûsî derki: bunda nazar vardır. Çünkü namaz hiç hılâfsız isra gecesinde farz kılınmıştır. İsrarın hicretten bir sene evvel olduğuna da İbni hazm, icma’ iddi’a etmiştir. İbni faris de hicretten bir sene ve üç ay evvel olduğuna cezm eylemiş, Süddî de bir sene ve beş ay demiştir. Ebu Tâlibin vefatı ise hicretten üç sene kadar evveldir. Zira Hazreti Hadicenin vefatından üç veya beş gün mukaddemdir. Onun vefatı ise sahibi bi’setten on sene sonradır. Şu halde Ebu Tâlib namazın farzıyyetini idrâk etmemiştir. Gerçi Kazıy ıyâz Zührîden isranın bi’setten beş sene sonra olduğunu nakletmiş, Nevevî ve Kurtubî de bunu tercih eylemiş iseler de buna söz edilmiştir. اه. Lâkin Âlûsînin bu i’tirazını biz vârid görmüyoruz. Çünkü israda farz kılınan mutlak namaz değil, beş vakıt namazdır. Binanealeyh ondan evvel müezzemmilde geçtiği vechile gece kıyamının farz olması gibi bir öğle namazının da farz kılınmış olmasına münafi olmaz. Kaldıki mezkûr rivayette salâti zuhur denilmiş, farz olduğu tasrih de olunmamıştır. Hazreti Ömerin islâmı üzerine ilk olarak alenen kılındığı rivayet olunan namaz da bu olmak gerektir. Ancak sebebi nüzul olan vak’adaki namaz öğle namazı olsa bile âyettede murad yalnız odur demek doğru olmaz. Çünkü âyet mutlaktır. Meşru’ olan her hangi bir namaza şamildir. Gerek farz ve gerek nafile herhangi bir namazdan nehiy namazdan nehiy olmak haysiyyetiyle bu tuğyan hukmüne dahildir. Meğerki esası nehiy namazın kendisinden değil de ahvali mukarrinesinden biri i’tibariyle olsun o vakıt câzi olabilir. Meselâ vakti kerahette veya magsub bir yerde namaz kılmaktan nehiy bu hukme dahil olmaz. Çünkü bunlardan nehiy namazın kendisinden değil, mukarini bulunan zaman veya mekândan dolayıdır. Maamafih ba’zıları ihtiyat ederek bu gibi ahvalde bile nehiyden tehâşî etmiş ve yalnız beyani hakikat ile iktifa eylemişlerdir. Netekim rivayet olunurki Hazreti Ali kerremallâhü vecheh musallâda Bayram namazından evvel namaz kılan ba’zı kimseleri gördüğü zaman Resulullahı böyle yaparken görmedim demiş, öyle ise neye nehy etmiyorsun denilmesine karşı da «اَرَاَيْتَ الَّذٖى يَنْهٰى عَبْدًا اِذَا صَلّٰى» va’îdi altına girmekten korkarım. Diğer bir rivayette de bir kulu namaz kılarken nehy etmeği arzu etmem ve lâkin onlara Resulullahtan gördüğümü söylerim demiştir. Yine bu nükte iledir ki İmamı a’zam Ebu Hanîfe «rahmetullahi aleyh» Hazretleri, Kendisine İmam Ebu Yusüf «musallî rüku’dan başını kaldırırken «اَللَّهُمَّ اغْفِرْلِى» der mi?» diye sorduğu zaman «رَبَّنَا لَكَ الْحَمْدُ» der diye cevab vermiş, nehyi tasrih eylememiştir. Sair ıbadetlerden nehiyde namazdan nehye kıyas olunur. Bu babda kavlen nehy ile fı’len ve halen nehiy arasında fark da yoktur. Bir insanı meşgul ederek namazdan, ıbadetten alıkoymak da bu hukmünde dahildir. Oda Ebu Cehil gidişidir.