AyetSûreler

Âl-i İmrân Sûresi 184. Âyet

Medine · Cüz 4 · Sayfa 74

فَإِن كَذَّبُوكَ فَقَدۡ كُذِّبَ رُسُلࣱ مِّن قَبۡلِكَ جَآءُو بِٱلۡبَيِّنَٰتِ وَٱلزُّبُرِ وَٱلۡكِتَٰبِ ٱلۡمُنِيرِ ۝١٨٤

Eğer seni yalanladılarsa, senden önce açık deliller, hikmetli sayfalar ve aydınlatıcı kitap getiren peygamberler de yalanlanmıştı

Elmalılı Hamdi Yazır meali

Elmalılı Tefsiri

فَاِنْ كَذَّبُوكَ فَقَدْ كُذِّبَ رُسُلٌ مِنْ قَبْلِكَ جَآؤُ بِالْبَيِّنَاتِ وَالزُّبُرِ وَالْكِتَابِ الْمُنٖيرِ BEYYİNAT, vazıh, Mu’cizeler, Zübür, Suhuflara dahi şamil olmak üzere alel’ıtlak kitab demek olan «زبره» nin veya «زبور» un cem’idir. Kitabı münirin buna atfı atfülhass alel’âmm kabilindendir. Bundan da murad Tevrat ve İncil denilmiştir. Fakat urfi Kur’anda kitab şerai’ ve ahkâmı mutazammın olandır. Bunun için ekseriya hikmet ile müterafık olarak zikrolunur. Tekzibe maruz kalmak sadıkların pek ziyade gücüne gideceği için Resulullah da bundan dolayı mükedder olurdu. Burada öteden beri bu ibtilânın bütün Peygamberler hakkında bir kanunı İlâhî olduğu beyan buyurularak kalbi Resulullah tatmin buyurulmuş ve ba’dehu musaddıkîne va’d ve mükezzibîne vaîd olmak üzere de şu ıhtar edilmiştir.