Âl-i İmrân Sûresi 179. Âyet
Medine · Cüz 4 · Sayfa 73
مَّا كَانَ ٱللَّهُ لِيَذَرَ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ عَلَىٰ مَآ أَنتُمۡ عَلَيۡهِ حَتَّىٰ يَمِيزَ ٱلۡخَبِيثَ مِنَ ٱلطَّيِّبِۗ وَمَا كَانَ ٱللَّهُ لِيُطۡلِعَكُمۡ عَلَى ٱلۡغَيۡبِ وَلَٰكِنَّ ٱللَّهَ يَجۡتَبِي مِن رُّسُلِهِۦ مَن يَشَآءُۖ فَـَٔامِنُواْ بِٱللَّهِ وَرُسُلِهِۦۚ وَإِن تُؤۡمِنُواْ وَتَتَّقُواْ فَلَكُمۡ أَجۡرٌ عَظِيمࣱ ١٧٩
Allah, müminleri içinde bulunduğunuz şu durumda bırakacak değildir, pisi temizden ayıracaktır. Ve Allah sizi gayba vakıf kılacak da değildir. Fakat Allah, peygamberlerinden dilediğini seçip (gaybı bildirir). O halde Allah’a ve peygamberlerine iman edin. Eğer iman eder ve günahlardan korunursanız, sizin için büyük bir mükafat vardır
Elmalılı Hamdi Yazır meali
Elmalılı Tefsiri
مَاكَانَ اللّٰهُ لِيَذَرَ الْمُؤْمِنٖينَ عَلٰى مَآاَنْتُمْ عَلَيْهِ Allah tealâ, halıs mü’minleri o bulunduğunuz karışık hal üzere bırakmazdı, öyle esbab tertib edecekti ki حَتّٰى يَمٖيزَ الْخَبٖيثَ مِنَ الطَّيِّبِ nihayet murdarı temizden, münafıkı mü’minden ayıracak, farkettirecekti. Bu temyizi yapmak için وَمَا كَانَ اللّٰهُ لِيُطْلِعَكُمْ عَلَى الْغَيْبِ Allah hepinizi gaybe muttali’ kılacak da değil idi, ya’ni sizin hepinizi münafıkların kalblerine muttali’ kılmak suretile onları tefrık ettirecek değil idi وَلٰكِنَّ اللّٰهَ يَجْتَبٖى مِنْ رُسُلِهٖ مَنْ يَشَآءُ ve lâkin Allah Resullerinden her kimi dilerse seçer onu ona bildirir. Öteden beri sünneti İlâhiyye budur. Muhammed Mustafa da böyle yapmıştır. Binaenaleyh- فَاٰمِنُوا بِاللّٰهِ وَرُسُلِهٖ وَاِنْ تُؤْمِنُوا وَتَتَّقُوا فَلَكُمْ اَجْرٌ عَظٖيمٌ Bundan evvelki âyetlerde mü’minlere ukubeti uhreviyye ile vaid gösterildiği gibi bu âyette de Münafıkların nifakları meydana çıkarılıb terzil edilmek gibi ukubeti dünyeviyye ile va’idleri gösterilmiş ve aynı zamanda mü’minlere ecri azîm va’dolunmuş ve hey’eti islâmiyyenin ıslahına aid mukaddimat ihzar buyurulmuştur ki ahlâkiyyat ve ıktisadiyyata taallûk eden şu âyet de bu mukaddimattandır.