AyetSûreler

Âl-i İmrân Sûresi 152. Âyet

Medine · Cüz 4 · Sayfa 69

وَلَقَدۡ صَدَقَكُمُ ٱللَّهُ وَعۡدَهُۥٓ إِذۡ تَحُسُّونَهُم بِإِذۡنِهِۦۖ حَتَّىٰٓ إِذَا فَشِلۡتُمۡ وَتَنَٰزَعۡتُمۡ فِي ٱلۡأَمۡرِ وَعَصَيۡتُم مِّنۢ بَعۡدِ مَآ أَرَىٰكُم مَّا تُحِبُّونَۚ مِنكُم مَّن يُرِيدُ ٱلدُّنۡيَا وَمِنكُم مَّن يُرِيدُ ٱلۡأٓخِرَةَۚ ثُمَّ صَرَفَكُمۡ عَنۡهُمۡ لِيَبۡتَلِيَكُمۡۖ وَلَقَدۡ عَفَا عَنكُمۡۗ وَٱللَّهُ ذُو فَضۡلٍ عَلَى ٱلۡمُؤۡمِنِينَ ۝١٥٢

Siz Allah’ın izni ile düşmanlarınızı öldürürken, Allah, size olan vaadini yerine getirmiştir. Allah size sevdiğiniz (galibiyeti) gösterdikten sonra zaafa düştünüz. (Peygamber’in verdiği) emir hakkında tartışmaya kalkıştınız ve isyan ettiniz. Kiminiz dünyayı istiyordu, kiminiz ahireti istiyordu. Sonra Allah sizi, denemek için onlardan geri çevirdi ve sizi bağışladı. Allah müminlere karşı çok lütufkârdır

Elmalılı Hamdi Yazır meali

Elmalılı Tefsiri

وَلَقَدْ صَدَقَكُمُ اللّٰهُ وَعْدَهُٓ şurası muhakkak ki Allah size olan va’dini tahakkuk ettirmiş, sıdkını göstermiş idi, o sıradaki اِذْ تَحُسُّونَهُمْ بِاِذْنِهٖ siz düşmanları Allahın izniyle kesib doğrayordunuz.»- HASS; Katlile ibtali hissetmek manâsına olub katli kesîr, ve kökünü kesmek manâlarına gelir. Yani düşmanınızı Allahın tevfikiyle bozmuş önünüze katmış alettevali kesiyordunuz ve kesecektiniz, fakat siz bu nusretin tamam olması için sabır, ittika ve emre itaat gibi lâzım gelen şartlara riayet etmediniz, onun için va’din tahakkuku o zamana kadar devam edebildi ki حَتّٰىٓ اِذَا فَشِلْتُمْ nihayet za’fi kalbe düştünüz, sabredemeyib ganimete hırs ettiniz وَتَنَازَعْتُمْ فِىاْلَامْرِ وَعَصَيْتُمْ emir ve kumandada münazea ettiniz ve ısyan eylediniz.- Çünkü okcular Hazreti Peygamberin ta’biye ettiği ve her ne olursa olsun buradan ayrılmayınız dediği mevkiden kendi reiyleriyle ayrılmışlar ve kumandanları Abdullah ibni Cübeyrin emrini dinlememişlerdi, bütün bunlar da مِنْ بَعْدِ مَآ اَرٰيكُمْ مَا تُحِبُّونَ Allahın size sevdiğiniz zafer ve ganimeti ve hezimeti a’dayi göstermesinden sonra oldu. O halde ki مِنْكُمْ مَنْ يُرٖيدُ الدُّنْيَا kiminiz Dünya arzu ediyordu ganimete koştu وَمِنْكُمْ مَنْ يُرٖيدُ الْاٰخِرَةَ kiminiz de Ahıret arzu ediyordu, yerinde kaldı şehid düştü ثُمَّ صَرَفَكُمْ عَنْهُمْ لِيَبْتَلِيَكُمْ Allah onu gösterdikten sonra o za’fi kalbiniz, niza’ ve ısyanınız üzerine sizi o musıbetlerle müptelâ kılmak ve imtihan etmek için düşmanlardan yüzünüzü çevirdi وَلَقَدْ عَفَا عَنْكُمْ maamafih şurası muhakkak ki nedametiniz hasebiyle sizi afiv de etti وَاللّٰهُ ذُوفَضْلٍ عَلَى الْمُؤْمِنٖينَ Allah tealâ bu mü’minlere böyle büyük bir fadl-ü ihsan sahibidîr. Ve o afiv sizin nedamet ve imanınız dolayısiyle bu fadlı İlahînin eseridir. Yoksa bütün bütün mahvolmanız hiç bir şey değildi.

Allahın sizi mübtelâ kılması o zaman idi ki veya hatırınıza getirin o zamanı ki: ١٥٣ اِذْ تُصْعِدُونَ وَلَا تَلْوُنَ عَلٰٓى اَحَدٍ وَالرَّسُولُ يَدْعُوكُمْ فٖٓى اُخْرٰيكُمْ فَاَثَابَكُمْ غَمًّا بِغَمٍّ لِكَيْلَا تَحْزَنُوا عَلٰى مَا فَاتَكُمْ وَلَا مَآ اَصَابَكُمْ وَاللّٰهُ خَبٖيرٌ بِمَا تَعْمَلُونَ ١٥٤ ثُمَّ اَنْزَلَ عَلَيْكُمْ مِنْ بَعْدِ الْغَمِّ اَمَنَةً نُعَاسًا يَغْشٰى طَآئِفَةً مِنْكُمْ وَطَآئِفَةٌ قَدْ اَهَمَّتْهُمْ اَنْفُسُهُمْ يَظُنُّونَ بِاللّٰهِ غَيْرَ الْحَقِّ ظَنَّ الْجَاهِلِيَّةِ يَقُولُونَ هَلْ لَنَا مِنْ الْاَمْرِ مِنْ شَىْءٍ قُلْ اِنَّ الْاَمْرَ كُلَّهُ لِلّٰهِ يُخْفُونَ فٖٓى اَنْفُسِهِمْ مَا لَايُبْدُونَ لَكَ يَقُولُونَ لَوْ كَانَ لَنَا مِنَ الْاَمْرِ شَىْءٌ مَا قُتِلْنَا هٰهُنَا قُلْ لَوْ كُنْتُمْ فٖى بُيُوتِكُمْ لَبَرَزَ الَّذٖينَ كُتِبَ عَلَيْهِمُ الْقَتْلُ اِلٰى مَضَاجِعِهِمْ وَلِيَبْتَلِىَ اللّٰهُ مَا فٖى صُدُورِكُمْ وَلِيُمَحِّصَ مَافٖى قُلُوبِكُمْ وَاللّٰهُ عَلٖيمٌ بِذَاتِ الصُّدُورِ ١٥٥ اِنَّ الَّذٖينَ تَوَلَّوْا مِنْكُمْ يَوْمَ الْتَقَى الْجَمْعَانِ اِنَّمَا اسْتَزَلَّهُمُ الشَّيْطَانُ بِبَعْضِ مَا كَسَبُوا وَلَقَدْ عَفَا اللّٰهُ عَنْهُمْ اِنَّ اللّٰهَ غَفُورٌ حَلٖيمٌ ١٥٦ يَآ اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا لَاتَكُونُوا كَالَّذٖينَ كَفَرُوا وَقَالُوا لِِاخْوَانِهِمْ اِذَا ضَرَبُوا فِى الْاَرْضِ اَوْ كَانُوا غُزًّى لَوْ كَانُوا عِنْدَنَا مَامَاتُوا وَمَا قُتِلُوا لِيَجْعَلَ اللّٰهُ ذٰلِكَ حَسْرَةً فٖى قُلُوبِهِمْ وَاللّٰهُ يُحْيىٖ وَيُمٖيتُ وَاللّٰهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصٖيرٌ ١٥٧ وَلَئِنْ قُتِلْتُمْ فٖى سَبٖيلِ اللّٰهِ اَوْ مُتُّمْ لَمَغْفِرَةٌ مِنَ اللّٰهِ وَرَحْمَةٌ خَيْرٌ مِمَّا يَجْمَعُونَ ١٥٩ فَبِمَا رَحْمَةٍ مِنَ اللّٰهِ لِنْتَ لَهُمْ وَلَوْ كُنْتَ فَظًّا غَلٖيظَ الْقَلْبِ لَانْفَضُّوا مِنْ حَوْلِكَ فَاعْفُ عَنْهُمْ وَاسْتَغْفِرْ لَهُمْ وَشَاوِرْهُمْ فِى الْاَمْرِ فَاِذَا عَزَمْتَ فَتَوَكَّلْ عَلَى اللّٰهِ اِنَّ اللّٰهَ يُحِبُّ الْمُتَوَكِّلٖينَ ١٦ اِنْ يَنْصُرْكُمُ اللّٰهُ فَلَا غَالِبَ لَكُمْ وَاِنْ يَخْذُلْكُمْ فَمَنْ ذَا الَّذٖى يَنْصُرُكُمْ مِنْ بَعْدِهٖ وَعَلَى اللّٰهِ فَلْيَتَوَكَّلِ الْمُؤْمِنُونَ ١٦١ وَمَاكَانَ لِنَبِىٍّ اَنْ يَغُلَّ وَمَنْ يَغْلُلْ يَاْتِ بِمَا غَلَّ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ ثُمَّ تُوَفّٰى كُلُّ نَفْسٍ مَا كَسَبَتْ وَهُمْ لَا يُظْلَمُونَ ١٦٢ اَفَمَنِ اتَّبَعَ رِضْوَانَ اللّٰهِ كَمَنْ بَآءَ بِسَخَطٍ مِنَ اللّٰهِ وَمَاْوٰيهُ جَهَنَّمُ وَبِئْسَ الْمَصٖيرُ ١٦٣ هُمْ دَرَجَاتٌ عِنْدَ اللّٰهِ وَاللّٰهُ بَصٖيرٌ بِمَا يَعْمَلُونَ

Meali Şerifi