AyetSûreler

Ahzâb Sûresi 40. Âyet

Medine · Cüz 22 · Sayfa 423

مَّا كَانَ مُحَمَّدٌ أَبَآ أَحَدࣲ مِّن رِّجَالِكُمۡ وَلَٰكِن رَّسُولَ ٱللَّهِ وَخَاتَمَ ٱلنَّبِيِّـۧنَۗ وَكَانَ ٱللَّهُ بِكُلِّ شَيۡءٍ عَلِيمࣰا ۝٤٠

Muhammed, sizin adamlarınızdan hiçbirinin babası değildir. Ama Allah’ın Resulü ve peygamberlerin sonuncusudur. Allah her şeyi hakkiyle bilendir

Elmalılı Hamdi Yazır meali

Elmalılı Tefsiri

مَا كَانَ مُحَمَّدٌ اَبَآ اَحَدٍ مِنْ رِجَالِكُمْ Muhammed sizin ricalinizden hiç birinin babası değildir. - Ya’ni kendisinden tevellüd etmiş olmıyan sizin ricalinizden hiç birinin hakikat ma’nâsıyle babası olmamıştır. Binaenaleyh Zeydin de hakikatte babası değildir. Onun için hurmeti muhasere sabit olmaz ve bundan dolayı bir harec, mevzuı bahs olmaz. Gerçi Kasim, İbrahim, Tayyib, Tahir, Mutahher namında oğullarının babası olmuştur. Lâkin bunlar buluğa irmeden vefat ettikleri için rical ıdadına dahil olmamışlardır. Çünkü hakikatte recül, bâliğ olan erkeğe denir. Bununla beraber bâliğ olsa idiler o vakıt da «مِنْ رِجَالِكُمْ» değil «مِنْ رِجَالِهِ» olurlar, yine umumı nefiy müntekız olmazdı, ya’ni o vakıt da ümmetin ricalinden hiç birinin hakikaten babası olmamış olurdu وَلٰكِنْ رَسُولَ اللّٰهِ velâkin Allah Resulüdür. - Onun için babalardan ziyade şefekatli ve daha hayir hâhtır, ebedî hayatın sebebidir. Bu cihetle her Resul, ümmetinin bir babasıdır denebilir ise de bu bir mecaz ma’nâdır. Mecazın hukm-ü alâmeti de hakikatin ondan selbi sahih olmaktır. Doğrusu hakikaten baba değil, lâkin babadan daha şefekatli Allah Resulüdür. وَخَاتَمَ النَّبِيّٖنَ hem de Hatemül’enbiyadır. -

HÂTEM, Asın kıraetinde «ta» nın fethiyle mütebakısinde kesriyle okunur. Kesr ile hatim, ismi fâıl olup hatım

eden, nihayete irdiren, yâhud mühürliyen demek olur. Feth ile hatem de ismi alet olup mühür demektir. Mühür de bir şey’in tevsık ve tasdikı için nihayete basıldığından hem âhir ma’nâsını hem tasdık ma’nâsını tezammun eder. Şu halde iki kıraet, hatemünnebıyyîn vasfının iki mefhumunu ayrı ayrı ıhtar ediyor. Ya’ni Muhammed Resulullah hem Peygamberleri hıtame irdiren son Peygamberdir. Âhirül’enbiyadır hem de bütün Peygamberleri tasdık ve tevsık eden ilâhî bir mühürdür. Eğer o gelmese idi diğer Peygamberler unutulup gidecek, tarihte onların mevcudiyyetlerini ve nübüvvetlerinin hakkıyyetini ılmen isbat etmek mümkin olmıyacaktı. Çünkü diğer Peygamberlerin hayat ve mevcudiyyetleri tarihin sînesinde hayatı Muhammed gibi vuzuh ve vusuk ile ma’lûm değildir. Öyle ki bu gün Kur’an olmasa idi Musâ ile Isânın bile varlıkları ciddiyyetle isbat olunamazdı. Hayat ve nübüvveti Muhammediyyenin tarihte vuzuh ve kat’ıyyetle ma’lûm olması sayesindedir ki diğer Peygamberlerin de mazıdeki nübüvvetlerini tasdık için bir vesîka elde edilmiş bulunuyor. Ayni zamanda Muhammed aleyhisselâm diğer Enbiyanın kendisi hakkındaki bişaretlerini tehakkuk ettirmek i’tibariyle de onların nübüvvetini mühürliyen ilâhî bir damgadır. Nübüvveti Muhammediyye ile beşeriyyet din noktai nazarından tekâmül gayesine irmiştir. Ondan sonra başka Peygamber beklememeli, nûri Muhammedîyi ta’kıb eylemelidir وَكَانَ اللّٰهُ بِكُلِّ شَىْءٍ عَلٖيمًا Allah ise her şey’e alîm bulunuyor - her şey’i bilip duruyor, onun için bu ahkâmı emrediyor. ٤١ يَآ اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا اذْكُرُوا اللّٰهَ ذِكْرًا كَثٖيرًا ٤٢ وَسَبِّحُوهُ بُكْرَةً وَاَصٖيلًا ٤٣ هُوَ الَّذٖى يُصَلّٖى عَلَيْكُمْ وَمَلٰٓئِكَتُهُ لِيُخْرِجَكُمْ مِنَ الظُّلُمَاتِ اِلَى النُّورِ وَكَانَ بِالْمُؤْمِنٖينَ رَحٖيمًا ٤٤ تَحِيَّتُهُمْ يَوْمَ يَلْقَوْنَهُ سَلَامٌ وَاَعَدَّ لَهُمْ اَجْرًا كَرٖيمًا ٤٥ يَآ اَيُّهَا النَّبِىُّ اِنَّآ اَرْسَلْنَاكَ شَاهِدًا وَمُبَشِّرًا وَنَذٖيرًا ٤٦ وَدَاعِيًا اِلَى اللّٰهِ بِاِذْنِهٖ وَسِرَاجًا مُنٖيرًا ٤٧ وَبَشِّرِ الْمُؤْمِنٖينَ بِاَنَّ لَهُمْ مِنَ اللّٰهِ فَضْلًا كَبٖيرًا ٤٨ وَلَا تُطِعِ الْكَافِرٖينَ وَالْمُنَافِقٖينَ وَدَعْ اَذٰيهُمْ وَتَوَكَّلْ عَلَى اللّٰهِ وَكَفٰى بِاللّٰهِ وَكٖيلًا ٤٩ يَآ اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوٓا اِذَا نَكَحْتُمُ الْمُؤْمِنَاتِ ثُمَّ طَلَّقْتُمُوهُنَّ مِنْ قَبْلِ اَنْ تَمَسُّوهُنَّ فَمَا لَكُمْ عَلَيْهِنَّ مِنْ عِدَّةٍ تَعْتَدُّونَهَا فَمَتِّعُوهُنَّ وَسَرِّحُوهُنَّ سَرَاحًا جَمٖيلًا ٥ يَآ اَيُّهَا النَّبِىُّ اِنَّآ اَحْلَلْنَا لَكَ اَزْوَاجَكَ الّٰتٖىٓ اٰتَيْتَ اُجُورَهُنَّ وَمَا مَلَكَتْ يَمٖينُكَ مِمَّآ اَفَآءَ اللّٰهُ عَلَيْكَ وَبَنَاتِ عَمِّكَ وَبَنَاتِ عَمَّاتِكَ وَبَنَاتِ خَالِكَ وَبَنَاتِ خَالَاتِكَ الّٰتٖى هَاجَرْنَ مَعَكَ وَامْرَاَةً مُؤْمِنَةً اِنْ وَهَبَتْ نَفْسَهَا لِلنَّبِىِّ اِنْ اَرَادَ النَّبِىُّ اَنْ يَسْتَنْكِحَهَا خَالِصَةً لَكَ مِنْ دُونِ الْمُؤْمِنٖينَ قَدْ عَلِمْنَا مَا فَرَضْنَا عَلَيْهِمْ فٖٓى اَزْوَاجِهِمْ وَمَا مَلَكَتْ اَيْمَانُهُمْ لِكَيْلَا يَكُونَ عَلَيْكَ حَرَجٌ وَكَانَ اللّٰهُ غَفُورًا رَحٖيمًا ٥١ تُرْجٖى مَنْ تَشَآءُ مِنْهُنَّ وَتُئْوٖٓى اِلَيْكَ مَنْ تَشَآءُ وَمَنِ ابْتَغَيْتَ مِمَّنْ عَزَلْتَ فَلَا جُنَاحَ عَلَيْكَ ذٰلِكَ اَدْنٰٓى اَنْ تَقَرَّ اَعْيُنُهُنَّ وَلَا يَحْزَنَّ وَيَرْضَيْنَ بِمَآ اٰتَيْتَهُنَّ كُلُّهُنَّ وَاللّٰهُ يَعْلَمُ مَا فٖى قُلُوبِكُمْ وَكَانَ اللّٰهُ عَلٖيمًا حَلٖيمًا ٥٢ لَايَحِلُّ لَكَ النِّسَآءُ مِنْ بَعْدُ وَلَآ اَنْ تَبَدَّلَ بِهِنَّ مِنْ اَزْوَاجٍ وَلَوْ اَعْجَبَكَ حُسْنُهُنَّ اِلَّا مَا مَلَكَتْ يَمٖينُكَ وَكَانَ اللّٰهُ عَلٰى كُلِّ شَىْءٍ رَقٖيبًا Meali Şerifi