Ahkâf Sûresi 17. Âyet
Mekke · Cüz 26 · Sayfa 504
وَٱلَّذِي قَالَ لِوَٰلِدَيۡهِ أُفࣲّ لَّكُمَآ أَتَعِدَانِنِيٓ أَنۡ أُخۡرَجَ وَقَدۡ خَلَتِ ٱلۡقُرُونُ مِن قَبۡلِي وَهُمَا يَسۡتَغِيثَانِ ٱللَّهَ وَيۡلَكَ ءَامِنۡ إِنَّ وَعۡدَ ٱللَّهِ حَقࣱّ فَيَقُولُ مَا هَٰذَآ إِلَّآ أَسَٰطِيرُ ٱلۡأَوَّلِينَ ١٧
Ana ve babasına: "Öf size! siz bana öldükten sonra tekrar dirilip kabrimden çıkarılacağımı mı vaad ediyorsunuz? Oysa benden önce nice nesiller gelip geçmiştir." diyen kimseye ana ve babası Allah’a sığınarak "Yazıklar olsun sana! Gel iman et, şüphesiz ki, Allah’ın vaadi gerçektir." dediklerinde o: "Bu Kur’ân öncekilerin masallarından başka bir şey değildir" diyordu
Elmalılı Hamdi Yazır meali
Elmalılı Tefsiri
وَالَّذٖى قَالَ لِوَالِدَيْهِ اُفٍّ لَكُمَآ – Bununla evvelki âyetin temamen zıddına, ya’ni anasına babasına ezâ edenlere intikal ile inzara geçiliyor. Mervan bunun Abdurrahman ibni ebî bekir hakkında nâzil olduğunu iddia etmiş ise de doğru değildir. Hikâye olunuyor ki: Mervan bir gün mescidde hutbesinde «ben Emîrül’mü’minînin, ya’ni Muaviyenin Yezîdi istihlâf etmesi hakkındaki re’yini güzel görüyorum, çünkü Ebû bekir de istıhlâf etti Ömer de» demişti. Bunun üzerine Abdurrahman ibni ebî bekir «اَهِرَقْلِيَّةً» ya’ni kırallık mı? Ebû bekir radıyallahü anh vallahi onu ne evlâdından birisi ne de Ehli beytinden birisi hakkında yapmadı, Muaviye ise sırf oğluna rahmet ve kerâmet yaptı» dedi. Mervan: sen «وَالَّذٖى قَالَ لِوَالِدَيْهِ اُفٍّ لَكُمَآ» değil misin? dedi, Abdurrahman da: sen Resulullahın lâ’netlediği mel’unun oğlu değil misin? dedi, Hazreti Âişe işitti, Mervana; sen Abdurrahmana şöyle şöyle mi dedin, yalan söylemişin. Vallahi o onun hakkında nâzil olmadı, isteseydim kimin hakkında nâzil olduğunu söylerdim dedi. اَتَعِدَانِنٖٓى اَنْ اُخْرَجَ bana çıkarılacağımı mı va’dediyorsunuz? - öldükten sonra kabirden ba’solunacağımı mı va’dediyorsunuz وَقَدْ خَلَتِ الْقُرُونُ مِنْ قَبْلٖى halbuki benden evvel nice karnlar geçmiş - ya’ni onlardan kim kabirden çıkmış ta ben çıkacakmışım? diyor هُمَا o ikisi - ya’ni anası babası ise يَسْتَغٖيثَانِ اللّٰهَ Allaha sığınıyorlar - onun böyle inkârından, cür’etinden, küfründen el’aman çekerek neûzübillah aman yarabbi diye feryad ediyorlar وَيْلَكَ yazıklar olsun sana اٰمِنْ اِنَّ وَعْدَ اللّٰهِ حَقٌّ inan iyman getir, her halde Allahın va’di haktır diyorlar. -
VEYLEK, veyl sana, aslında bizim canı çıkası, geberesi ta’birimiz gibi bir helâk duâsı olmakla beraber
hakıkaten helâk için değil, azarlıyarak teşvık ve tergib için de kullanılır ki burada da maksad odur. Onun için buna yazıklar olsun sana demek daha muvafık olacaktır. فَيَقُولُ مَا هٰذَآ اِلَّآ اَسَاطٖيرُ الْاَوَّلٖينَ – o, yine onları tekzib ederek, bu sizin Allahın va’di dediğiniz evvelkilerin esâtîrinden başka bir şey değildir. - Hiç aslı olmıyarak yazılmış masallardır - der.